BİR AÇIK CAMİ

20 Aralık 1999

Öğrencilik düşü belki. 1968 in üstü açık ruhunun yansıdığı bir eskiz !..Üstü açık bir tasarım. Ama bir “ibadet mekanı”.. Yağmur yağmıyor mu ? Güneş yakmıyor mu ? Gece ayaz olmuyor mu ? Belli değil.. Belki de “üstünü örtüveririm !” diye düşünmüş, örtmeyi unutmuşum.. Olsun, bugün de örtebilirim ..


     

Belki de duvarların ; kotlarla ya da kalınlıklarla sınırlanmadığında kavuşacakları özgürlüğün boyutlarını araştırıyorum !..




Bugünün bilgisayar olanakları, 32 yıl sonra çizgileri üçüncü boyuta taşıyor. Şimdiki özlemlerle o günküler bir kapta artık.. Çağdaş olanaklarla hayalinizdeki bir çatıyı ekleyin tasarıma ve düşünün !. Bir cami uzaktan böyle algılansa o hala bir cami midir ? Nesini kaybeder ki ? Yoksa bir şeyler mi kazanır ?

Bir kuş olsak ve bir tur atsak hayal camisinin üzerinde, bunları görürdük : Güneşin dolaşan gölgesini , plastik duvarların daha belirginleşen mekân hakimiyetini.. Dış-iç ayrımının kaynaştığı yerleri.. Bir yapı ile bir heykel arasındaki ince    
ayrımı!..

İbadete bir mekan oluşturmak, değmez mi duyguları yardıma çağırmaya ?.. İçimizdeki sanatçı ruhu ateşlemeye ?..

Y.Mim. Çelik ERENGEZGİN