BİZ İZOLASYONU  İYİ BİLİRİZ !..
25 Mart 1998

Doğrusu toplum olarak izolasyonu iyi biliriz. İşte birkaç kanıt :

1- Üniversiteleri toplumdan öyle iyi izole ederiz ki sonunda kendi kendine gelin güvey olan, güncel sorunlardan kopmuş, geleceğin sorunlarından bihaber “sırça köşkte fikir üreten” kurumlara dönüşürler. Ne onlar tenezzül edip bizim dertlerimize eğilirler ne de biz alçakgönüllü davranıp onların fikrini sorarız..

2- Siyasi partilerimizi birbirinden öyle izole ederiz ki, dünyaya sadece kendi görüş açılarından bakılabileceğini sanmaya başlarlar. Bu yüzden partiler arası görüşmeler daima “sağırlar diyaloğuna” dönüşür..

3- Biz aile içi izolasyonu da çok iyi biliriz. Evin erkeği kendi sorunları ile ördüğü bir koza içine girer, evin hanımı ise bir başka kozanın içine.. Çocuklar ; anne babanın kozalarını delip dışarı çıkacakları, kelebek olup  onlarla buluşacakları günü bekler dururlar..

4- Sanmayın ki gençler izolasyon etkisi altında değildir.. Maalesef çoğunluğu, okullarındaki çarpık eğitim sistemi ve medyanın güdümlediği olaylar istikametinde koşullanmıştır. “Kestirme yollar  içeren” garip bir dünya görüşü ile kendilerini adeta gerçeklerden izole etmişlerdir.. Bir toplumsal uzlaşmanın, doğru olanda buluşmanın özlemi ile yanıp tutuşuruz. Fakat aramızdaki, bizi birbirimizden ayıran “izolasyon faktörlerini” ve nedenlerini görmezden geliriz.

Bu böyle uzar gider !.. Peki,  toplumsal izolasyonu gayet iyi beceren  bir millet olarak “yapıda izolasyon” dediğimizde akla gelen konularda neden başarılı olamıyoruz dersiniz ?.. Bana öyle geliyor ki iki taşı üst üste koymakla bina yaptığımızı sanıyoruz da ondan. Yapının çevresel faktörlerini, yaşam koşullarını hesaba katmadan planlama yapıyoruz da ondan..

Bu da bir çeşit “izolasyon” yani “yalıtım” sayılır Bir başka deyişle “HAYATIN GERÇEKLERİNDEN KENDİMİZİ YALITMAKTAYIZ ! .” ne var ki bu yalıtımın bize faydası yok zararı var !..

ŞİMDİ GELELİM YAPI İZOLASYONUNA ..

SU, ISI, SES,YANGIN  izolasyonu ..;  Yani yaşam konforu, Yani önce sıhhat sonra can ve mal sigortamız !.. Bu denli önemli konulara ne kadar az önem verildiğinin hep farkındayız. Önce dam akmalı ya da bodrumu su basmalıdır ki “su izolasyonu” aklımıza gelsin. Önce boşa giden yakıt parası, izolasyonun on misli değeri bulmalıdır ki uyanıp “ısı izolasyonu” yaptıralım. Önce sinir sistemimiz sonra yavaş yavaş işitme dengemiz bozulmalıdır ki çevremizdeki seslerin aslında gürültü olduğunu fark edip “ses izolasyonu”nu düşünmeye başlayalım. Önce Allah korusun biraz insan ölmelidir ki “yangına karşı önlem almak” aklımıza gelsin..

Neden önce bir felaket bekliyoruz ?.. Öncelikle bunun cevabını araştırmalıyız. Toplum bu ters koşullanmadan kurtarılmadıkça dünyanın en iyi malzemeleri ve teknikleri bile bizi kurtarmaya yetmeyecektir. Şartnamelere konan imalat kalemlerinin “var mı var !..” cinsinden yasak savma değil , gerçekten yapı fiziğini değiştiren çözümler olması, ancak bir toplumsal eğitim ve uzlaşmanın ardından mümkün olabilir. Bilirsiniz ; bir iğne deliği su izolasyonunun, bir anahtar deliği ses izolasyonunun, bir ıslaklık ısı izolasyonunun canına okumaya yeter .. Kim yapacak, kim denetleyecek ?. Her uygulayıcının başına bir yapı polisi dikecek halimiz yok. Bu iş ancak yaygın bir eğitim ve bilinçlenme ile çözülebilir. Burada malzemeleri ve uygulama biçimlerini tartışırken sorunun toplumsal boyutunu göz ardı edersek bu tip yazıların da, bu konuda yapılan ve yapılacak olan toplantılarında da “ bazı kişisel
katkılar !..” dışında hiçbir işe yaramayacağını üzülerek hatırlatmak istiyorum..
İzolasyon önlemleri  daima ; yapıyı pahalılaştıran, işi yokuşa süren işler sınıfından sayılmıştır. Akıllıca çözümlerin  aslında ilave harcama bile gerektirmeyeceği hep unutulmuştur. Eğer gerçekten ek bir yatırım gerekiyorsa bunun da yapı ömrü ve insan sağlığı açısından elzem olduğu görmezden gelinmiştir. Bu yüzden izolasyon öneren mimarlar ve malzeme tanıtan firmalar, mal sahibinin gözünde hep “zorla mal satmaya çalışan işportacı” muamelesi görmektedir..

Evet masraf olmasın diye sokağa çıplak çıkabiliriz. Ama sonuçlarına da katlanırız.. Bu yazının amacı izolasyon konusunda bilimsel bir tebliğ sunmak değil, konunun yaşamla kesiştiği noktalara dikkat çekip

  1. Eğitim kurumlarını,
  2. Üretici firmaları,
  3. Meslektaşlarımızı  ve
  4. Duyarlı yatırımcıları aktif bir göreve çağırmaktır.

Biraz vazifeye biraz da insafa çağrıdır. Herhalde toplum olarak bu bilinçsiz ve duyarsız yaklaşımı hak etmedik.. Yıllarca siyah bir şey sürülmüş yüzeyleri suya karşı yalıtılmış sandık. Herhangi bir ısı izolasyon malzemesini hesapsız ve bilinçsiz kullanarak reklamlardaki gibi sıcacık evimiz olacağını düşledik. Gürültünün sadece camdan gelen bir tehlike olduğunu düşündük. Yangının ise yalnız odanın ortasında kağıt tutuşturarak çıkabileceğini zannettik.. Bu yanılgıları değiştirecek hiçbir somut girişim ufukta gözükmüyor.. Yine kendi aramızda, o da “ilgisi olanlara !” yönelik bilgi alışverişinden öte bir girişim yok.  Hatalarımızla baş başayız !..

Bu yazının amacı ; izolasyon dünyasında olan biteni ve gösterilen iyi niyetli çabaları  bir düzene sokma gayretidir. Mümkün olursa bir çatı altına toplama ve etkinlik kazandırma dileğidir.. Katılmanız halinde geçerlik kazanacak ve sonuçlarından birlikte yararlanacağız.. 

NE YAPMALI ?..

Her araştırmanın ve bir sorunu kurcalamanın ardından sorulması gereken soru

“Ne yapmalı ?..”  Ve işte öneriler:

 Teknik düzeydeki toplantı ve bildirilerin “özet sonuçlarının” topluma yansıması için bir sivil platform oluşturmalıdır.

İzolasyon konusunda geleneksel ve çağdaş olanaklarla nasıl  önlemler alınabileceği, ne kadar harcama ile işletme giderlerinden ne kadar kar sağlayacağımız, yapı ve insan sağlığı açısından elde edeceğimiz yararlı sonuçlar vurgulanmalıdır. Doktorlarla işbirliği yapıp, rutubetin ve gürültünün insan sağlığına etkileri saptanmalı, makine mühendisleri ile işbirliği yapıp ısı izolasyonunun ısıtma ve soğutma sistemine ve harcanacak enerjiye etkisi ve sonuçları irdelenmeli, itfaiye ile işbirliği yapıp ocak söndüren yangın afetine karşı tedbirlerin yapının neresinden başlayıp neresine kadar götürülmesi gerektiği araştırılmalıdır. Daha da önemlisi “biz zaten bunları biliyoruz” diyen sayın meslektaşlarımızın “işgüzarlık !” suçlamalarına aldırmayıp  bilmeyenlere bu bilgileri iletmek için özel bir gayret gösterilmelidir..

Firmaların ve yatırımcıların konuya verdiği önem oranında bu sivil çabaların “İZOLASYON
ENSTİTÜSÜ” adı altında örgütlü bir çabaya dönüştürülmesi düşünülmelidir.
 

İzolasyonun ; okullarda bir “sivil savunma” konusu gibi işlenmesini sağlayacak girişimlerde bulunulmalıdır.

      Su,ısı ses ve yangın  tahribatı  özellikle  kentsel  mekanda süregelen yaşam savaşının adeta gizli silahlarıdır. Bu savaşta kurşun kullanılmamakta fakat insanlar kitleler  halinde hastalanmakta, akıl ve beden sağlıkları bozulmakta ve ihmaller büyüdüğünde ölmektedir. Bizce  gerçek  “sivil savunma” ; sivil hayat boyunca sürdürülecek olan böylesi bir savunmadır.  Milli eğitim   sistemimiz, içine hayatın gerçek bilgilerini sokmaya
çalışırken, bir “yaşam  kültürü” olan bu konular neden  ders  konusu  olmasın ?.. Çağdaş  eğitim  çağdaş çözümler demektir. Öğrenciler için onları  ömür boyu etkileyecek olan bu konuları öğrenmek  hem eğlenceli hem de son derece yararlı olacaktır. İzolasyon dersi, sanırım  Brezilya’nın bitki örtüsünden daha işe yarar bilgiler katacaktır hayatımıza ..

Can ve mal emniyetinin sağlanması için asgari şart olan izolasyon tedbirlerinin ülke ekonomisine katkısının parasal değeri hesaplanıp topluma çarpıcı ve anlaşılır bir biçimde açıklanmalıdır.

 Sadece bir ürünün pazarlaması amacı ile zaman zaman yapılan ekonomik karşılaştırmaların reklamcılık dünyasındaki etkisi yadsınamaz. Üreticilerin ve konunun içinde olan bizlerin çok iyi bildiği karşılaştırma tabloları, kamu oyuna ve özellikle kamu sektörü temsilcilerine uygun bir dille açıklanmalı, sorumsuzluğun ülke ekonomisine yansıması tüm boyutları ile ortaya konmalıdır. Bu tabloların özel yatırımcıya da ulaştırılması ile firmalardan gelen ; “yapınızı izole edelim !” talebinin, yatırımcıdan gelen ; “yapımı izole et !” şekline dönüşmesi sağlanmalıdır. Dünya ölçeğinde başarılı reklam firmalarımızın çok güzel sloganlar üreteceğine, firmayı değil konuyu tanıtan  başarılı çekimler yapacağına inanıyorum..

Bu konuda okullar arası ve halka açık olarak farklı kategorilerde ; kompozisyon, slogan ve reklam filmi senaryosu yarışmaları  düzenlenebilir. Mimarlık eğitimi veren okullarımızda izolasyon değerleri en uygun çözüme ulaşmış tasarım yarışmaları açılabilir. Karşılaştırmalı değerleri inceleyen, ülkenin genel harcamalarındaki izolasyon payını irdeleyen bilimsel araştırmalar teşvik edilebilir..
 

“Trafik öğütleri” benzeri televizyon ve basın kampanyasının, üç beş büyük firmanın sponsorluğu ile yapımı sağlanıp, İZOLASYONUN HAYATIMIZDAKİ YERİ  vurgulanmalı ve halka anlatılmalıdır..

İzolasyon malzemeleri üreten sektörün büyüklüğü yadsınamaz. Birkaçının bir araya gelmesi, sürekli bir medya kampanyası oluşturmaya yeter de artar bile. Alınacak sonuçlar ticari olarak onlara yansıyacağı için bu harcamaya seve seve katılacakları beklenmelidir. Benzeri “öğüt” kampanyalarının toplum üzerindeki etkisi bu gayretlerin boşuna olmayacağına işarettir.

Artık “kendi okur kendi dinler !” kısır döngüsünden kurtulmalıyız. Bu ve benzeri yazılarda dünyanın en güzel çözümlerini üretsek, ve bunları en güzel biçimlerde ifade etsek eğer onları bu sayfaların dışına taşıyamıyor ve topluma mal edemiyorsak, biz de “sağırlar diyaloğu” yapmış oluruz. Kendimizi tatmin eder ama hedefe ulaşamamış oluruz..

“Başka nasıl olur ki, makale dediğin ; yazmak, sempozyum dediğin söylemekten ibarettir” diyorsanız şöyle bir teklifim var ; şimdiden havlu atalım ve herkes kendi köşesine çekilsin.. Hiç olmazsa kağıtlar ve vakitler ziyan olmamış olur..

Bu düşüncede olmadığınızı biliyor, bunu bir “uyarı şakası” olarak kabul etmenizi bekliyorum.. Bu işin çilesini uzun yıllar çekmiş bir mimar olarak düşüncelerimi dile getirdim. Sorunun gerçek çözümü ; sözlerde değil, fiili çözüm üreten çabalarınızda hayat bulacak ve başarı da sizlerin olacaktır. Konuya ilgi duyup söylediklerime kulak verdiğiniz için teşekkür ediyor, gerçeklerden yalıtılmamış günler ve  verimli çalışmalar diliyorum ..  
                                                                                                                   
Sayın
firma yöneticileri !

Meslek dergilerinde yayınlanmak üzere hazırlanan bu makaleyi izolasyon sektörünün başarılı temsilcisi olduğuna inandığımız firmalara tek tek yollamaktayız. Peki ne yapabiliriz ? sorusuna cevap arıyorsanız veya önerileriniz varsa lütfen aşağıdaki adres, telefon faks ve e-mail e düşüncelerinizi ulaştırınız. Diğer eğitim amaçlı çalışmalarımızda olduğu gibi bu konuda da, “geri dönüşümlü bir büro hizmetini” fahri olarak üstlenmiş bulunuyoruz. Yeter ki konuşulanlar lafta kalmasın.. Gelen tüm bilgi ve öneriler yine sizlere ulaştırılacaktır. Ne zamana kadar mı ?.. Şimdilik düşlerdeki müşterek girişim hayata geçene veya “İZOLASYON ENSTİTÜSÜ” kurulana kadar ..

Şimdi lütfen alın elinize kalemi !..

Y.Mim. Çelik ERENGEZGİN