YASİN MESCİDİ

Nereden sonra cami nereye kadar mescit tartışmasını bir kenara koyalım. Çünkü bu tasarımın ilk çizgileri ile birlikte konan bir isim bu.. Neden ........ Efendi camisi ya da başka bir şey değil ? İbadet mekanının anonim olduğunu, sahiplenilmesinin yanlışlığını “İbadetin Mekanı” makalesinde anlatmaya çalışan müellifin, bir çeşit
direnişi.. Ama işverenin anlayışla kabulü ile hayata geçecek. Afyon-Kütahya-Antalya kavşağında, İkbal Tesislerinde. Büyük bir alışveriş merkezinin yeşil alanında ve karayolu kavşağına  nirengi noktası olacak bir konumda. ( Yani niyet buydu.. )

Yukarıda ve aşağıda görülen ilk tasarım Bursa için yapıldı fakat altına yıkama yağlama yapalım talebi üzerine, proje tarafımdan geri çekildi. Bir süre sahipsiz kaldı..”Aynen yapma taahhüdü verecek kişilere bila bedel sunulur” teklifim Arkitekt dergisinde yayınlandı. Ve taahhüdü değil ama o güvenceyi veren işveren nihayet bulundu.. Dergiden mi ? Hayır !. Bir projenin tamamlayıcısı olarak kendiliğinden yerini buldu..  ( Yani öyle zannettim..)

Fikir Bursa’dan Afyon’a taşınırken hiç değişime uğramadı mı ? Uğradı. Tüm proje % 20 büyütüldü. Bu fiziksel büyüme 60 kişilik mescidi  90 kişilik hale getirdi. Üzerinde düşünmeye devam ettiğim batı duvarı; yelpazelenip açıldı, üçgen bir cam duvar, ve büyümüş bir iç havuz ile sonlandı.. Bu kütlesel büyümenin insan ölçeğine daha uyduğunu düşünmeye başladım..  Bilgisayarla kolayca ulaşılan  bu sihirli değişim mimarı da efsunlamış mıydı ? Mescidin büyümeye gerçekten ihtiyacı var mıydı ? Bu soruların cevaplarının beni aştığını hissediyorum..

İşte büyümüs hali.. Bazı ölçüler korunarak yükseldi ve genişledi.. Doğru yaptık gibi geliyor..


Büyüse de küçülse de değişmeyen ortak payda işte bu siyah-beyaz silüet.. Bir ibadet mekanının göğe yükselen mistik dinamizmi, yere basan dünyalı tavrı..
Belki de ondan razı oldum büyütmeye, özündeki değişmeyeni gördüğüm zaman !..

 



Çatıdan, tepeden görünüş.. Dönel formu, dönerek yükselen helezonu, yelpazelenerek açılan batı duvarını, çatı suyunun toplanıp çörtenden dışarı alınarak tekrar doğaya kavuşmasını görebiliyoruz. Doğu yanı saran, su deposunu örten yeşil tepeyi ve mihrabın yarı şeffaf serasını, minare görevini üstlenmiş doğu duvarının merdivenlerini seçebiliyoruz..

Plan . Yani , tasarımın tüm şifresi .. “Dönerek yükselmek” tüm dinlerin kökeninde var olan adeta “temel içgüdü”..                                          

Döngünün başlangıcında hanımlar var. Kapıdan girer girmez sağda bir de geçit var onlar için.. Gönül ister ki başka bölücü eleman olmasın.. Ama o gün gelene kadar, helezonun başlangıç noktasından sağdaki duvara doğru bir alçak kafesin varlığı göze alındı..

Batı duvarı kademe kademe açılırken yerdeki yükselti de genişliyor ve havuzun üstüne doğru konsol basamaklarla minber oluveriyor.. Yerdeki mavilik ; iç havuz. Bir de minik fıskiyesi var minberin sol köşesinde.. Duvardaki mavilik ; çini.. Duvarı içten ve dıştan sarıyor, iki taraftan da algılanıyor..

Alçak ve eğimli su deposuna yaslanan doğu duvarının iç yüzünde bir oturma yeri ve devamında üç adet aptest alma taburesi var mermerden. Asıl aptest alma ve wc ihtiyacı, ilk taburenin hizasından başlayıp aşağı inen merdivenlerle ulaşılan bodrum katında..

Ana girişte solda iki basamak, sağda az eğimli bir rampa var. İkisinin arasında bir alçak çiçeklik.. Rampanın ortasında da ; dönerek yön veren bir demir korkuluk.. 

Kuşun gözü ile bakınca, galiba okunuyor tüm tasarım endişeleri.. Çatı ahşap olacak. Üstü kurşun kaplama, alttan tüm mertekler görünecek. Duvarlar beton olmaya beton da , çıplak mı değil mi ? henüz kesin değil.. İmalat  koşulları belirliyecek biraz da..


 

 

BATI GÖRÜNÜŞÜ

Duvarın, yuvarlaktan başlayıp gittikçe uzayan pencereleri, mihrabın dışa vurumu, çörtenin tasarımdaki önemi ve minareleşen duvarın alıp başını yükselişi..

 



DOĞU GÖRÜNÜŞÜ

Su deposunun, tasarıma dahil olup yan bahçeye dönüşümü ve duvarı destekleyişi. Dış merdivenin teknik görev merdivenine dönüşümü, fakat estetik sorumluluğunu hatırlaması ..

 

ARKA GÖRÜNÜŞ
Açılan batı duvarının cam duvarda sonuçlanışı.
Aslında kendini anlatması gereken görünüşlere alt yazı eklemenin sorgulaması ve bitirmenin  dayanılmaz hafifliği..

 



Büyütmeden önce, mescidin etrafında hızlı bir tur.. Kütlesel hareketi, tasarım bütünlüğünü yakalamak amacı ile bir çalışma.. Harekete ve konuma bağlı olarak görüntünü sürekli değişimi ve
kavranabilir, ayırt edilebilir özelliklerin yakalanma gayreti..

 

Bir doku denemesi.. Duvarlar koyu olursa !..

 




Ve içerdeyiz.. Görülmeyen tavan ahşabı hariç, bitmiş hali gibi.. Güneşli bir günde çekilen sanal fotoğraf..

Aynı gün hanımların gözü ile mescidin içi.. Çinilerin mimar eli deymiş deseni ve rengi ,beton perdede görsel ilişkiyi sağlayan delikler ve iç aydınlatmanın duvardan çözümü..

Benim söyleyeceklerim bitti . Susuyorum !. Dilerim izleyenler konuşsun !..

Y.Mim. Çelik ERENGEZGİN    20 Ocak 2000

 

Yıl 2009 .. Sevgili mescidim hala kağıtlarda. O yüzden sözüm baki. Yani ”aynen yapma taahhüdü verecek kişilere bila bedel sunulur”
Ç.E