Cam Göbeği... 4.11.1967
Hani yağmur ardı bir renge dönüşür deniz bazı, camgöbeği. Diyemezsin ne mavi ne de yeşil. Camgöbeği bile değildir belki de aslı. Kıpır kıpır bir kalbi bulursun hoplayan kabarcıklarda. Sonra

Bir Anneden Eğitimcilere... 1983
1983 Yılında Güneş Gazetesinde İsmail Cem’in köşesinde yayınlanan Âfet Erengezgin’in mektubu..” Eğitim sisteminde değişiklik yapılacağı sayın bakan tarafından açıklandığı sırada bir yazımız yayınlanmıştı.

Sanatçı Yaşamın Neresinde?.. 12.7.1999
Tasavvuf felsefesinin temel öğesi ; “vahdet-i vücut” anlayışı, somut denebilecek yeni bulgularla artık yavaş yavaş bilim dilinde de karşılık buluyor.

Sanatçı ile Yapıtı arasındaki İlişki 1999
Varoluşun bütün belirtileri altında tek bir unsurun ;“güzelliğin” aranmasıdır sanat.. Sanat yapmak da; yaşamın Kaynaklarına inmeyi mümkün kılacak olguları bulma uğrunda gösterilen çabadır belki de..

Afet Erengezgin'den Bir Sergi İyan Var "Sizin için" 1999
Adı : İYAN Aşikar,apaçık demek. Yapıtların adı gibi o da kozmik bir isim.. Bu sergi sanat yapıtını sadece seyirlik değil, düşünmelik olarak da görenler için. fet Er

Zaman Boyutunda Spontane Bir Yolculuk 6.6.1999
Köyün eski ismi Kite. Bir Bizans Krallığı yerleşimi. Üstelik Osmanlılarin Bursa’dan önce ilk konaklama yeri. Bursa’ya 18 km ve zengin tarihinden günümüze hiçbir şey kalmamış ..

Kalkınmanın Kriterleri Nelerdir? 05.05.2001
İlk adım hep zordur. Bebeğin emeklemesi de önemli bir olaydır ama ille de ilk adım !. Bebeğinin emeklemeye başladığını coşku ile anlatan azdır fakat ilk adımını heyecanla hatta abartarak anlatmayan anne yok gibidir.

Kullanma Özürlü Tasarım 23.07.2000
Yüksek bir yerden aşağıya fırlatılmış, kırılacak şeylerle dolu bir çuval gibiyim. Kemiklerim, sırtım, belim, kollarım, parçalara bölünmüş gibi sızlıyor.

Sevgi Üretmek ! 12.09.2003
İnsanoğlu belki de varoluşundan beri kendini evrenin efendisi, dünyayı da tek gerçeklik diye belledi.. Oysa bu yerküre dediğimiz gezegendeki üçüncü boyutun gereği, görme dediği eylemin GÖZ denen merceğine tutsaktır insan.. Üçüncü boyut, bu merceklerden süzülen görüntülerle dualiteyi, yani ikilemi yaşıyor.. Farklılıklarla dolu sonsuz sayıda parçalarla tanımlıyoruz yaşamı.

MEDİTASYON, HAYATA UYUMLANMAK. 20.10.2010
İnsan bedeninin bir küçük evren olduğunu duymuşsunuzdur kuşkusuz. Makro kozmos ve mini örneği mikro kozmos. En küçük bir hücrenin bile bir zihne sahip olduğundan yola çıkalım. Her organın, her sistemin kendine has bir zihni olduğu gerçeğine varırız. Sonunda hepsini içine alan dev bir kozmik zihin oluşur. “Sonsuz sayıdazihin ve onların ilişkide olduğu dev bir kolektif zihin…” İşte kainatın gerçek kimliği!...

NEFES. 1012.2010
Doğum anındaki ilk çığlığın, alınan ilk nefes olduğu söylenir. O gerçekten ilk midir ?.. Gelin, o andan itibaren zamanı geri saralım. Bebek anne karnında anne kordonuna bağlı olarak nefes alır. Dişi yumurta hücresi, döllenme öncesinde anne ile birlikte nefes alıp vermektedir. En az iki yüz milyon sperm arasından belki de en güçlü soluyan en hızlı ve en çeviktir. O, yarışı kazanır, yumurta zarını deler ve onu döller. Döllenme eylemine ilk ivmeyi veren ise, bir dişi ile bir erkeğin tutkulu birleşmelerindeki ritmik nefes alış verişleri ile, nefes tutulmalarıdır. Bunların hiçbiri değil ise, Tanrının insanı yaratırken üflediği midir ilk nefes ?.. Yoksa kainatın var oluş anındaki “ol emri” midir ?..


 

 

 


 

 

 

 

 
Anasayfa